ağırlaşmak

nsz
1. 变重, 变沉: Mallar ıslanınca ağırlaştı. 货物淋湿后变沉了。
2. 加剧, 加重; 恶化: Hasta ağırlaştı. 病人病情恶化了。Hava ağırlaştı. 天气变坏了。
3. 变慢, 减缓: Lokomotif yokuş çıkarken ağırlaştı. 火车在爬坡时速度变慢了。
4. (孕妇)临产: Bu kadın ağırlaştı, doğumevine kaldırmalı. 这位妇女临产了, 应当送妇产医院。
5. 变得老成持重, 变稳重, 变得有分寸: Bu genç gittikçe ağırlaşıyor. 这个年轻人逐渐变得老成持重了。
6. (食物)变质, 变味: Bu et yarına kalırsa ağırlaşır. 这肉要是放到明天就会变质。Süt ağırlaşmış. 牛奶好像坏了。Yemek ağırlaşmış. 饭菜好象馊了。
7. 变难, 变得艰苦: Dersler bu yıl oldukça ağırlaştı. 课程今年变得越来越难了。Geçim şartları ağırlaştı. 生活条件更加艰苦了。
8. (身体器官)变得不起作用: Ayaklarım gitgide ağırlaşıyor. 我的腿脚越来越不听使唤了。Dili ağırlaştı. 他的舌头不利索了。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • ağırlaşmak — nsz 1) Ağır duruma gelmek 2) Hava sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak, bozulmak Büsbütün ağırlaşmış bir hava içinde nerelerden geçtiğimizi artık fark etmiyorduk. R. N. Güntekin 3) Yavaşlamak Artık yavaş yavaş göçüyor, boyu kısalıyor, teni… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dili ağırlaşmak — hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • agrumak — ağırlaşmak I, 273 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ağırlaşma — is. Ağırlaşmak durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dil — 1. is. 1) Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki... Y. Z. Ortaç 2) Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • fenalaşmak — nsz 1) Kötü bir duruma girmek İş fenalaştı. 2) Hastanın durumu ağırlaşmak 3) Ansızın bayılacak gibi olmak Kendisini tam Cemile nin karşısında görünce fenalaştı. M. C. Kuntay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kurşunlaşmak — nsz Kurşun gibi ağırlaşmak ... bavulu kurşunlaştı, top gülleleri daha hafif gelirdi. T. Dursun K …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pelteleşmek — nsz 1) Pelte kıvamını almak 2) mec. Çok yorulmak Çok yoruluyorlardı elbet, gövdeleri pelteleşiyordu, kıpırdayacak hâlleri kalmıyordu. M. Uyguner 3) mec. Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak Tramvay çanları bile sertliklerini kaybederek pelteleşmiş… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çerlenmek — vücut ağırlaşmak, agrımak, hastalanmak I, 322; 11. 244, 245 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • küçenmek — gücü kuvveti kalmamak; zulmetmek; agırlaşmak, fazla yüklenmiş olmak II,148, 156 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • KEZZ — Boğazına çıkana kadar yemek. * Çok yemekten dolayı ağırlaşmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.